Cihangir'de gazetecilerin ev davetinde 'cıgara' alemi...
Cevahir Öztürk, 'esrar'lı bir olayı yazdı!
DOST EVİNDE ESRAR PARTİSİ
Medyasavar’ın Maşallahı var!
Fikri takip konusunda iyi bir habercilik örneği sergiledi geçen hafta.
Hani şu Yiğit Karaahmet’in tutuklanmasıyla başlayan uyuşturuculu ev partisi hikayesi var ya.
Bu skandalla ilgili ilginç detayları en iyi Medyasavar okurları yakalama fırsatı buldu. Sizin gibi bende yazılanları merakla ve hayretle takip etmeye çalıştım.
Ne günlere geldik Ya Rabbi! Bir gazeteci yılbaşı gecesi evinde bilmem kaç gram kokainle yakalanıyor. Yakalanan gazetecinin en az yirmi kişiye yetecek miktardaki kokaini bir ev partisine götürmek için aldığı iddia ediliyor.
Zanlı gazeteci polise verdiği ifadede neler söyledi bilmiyorum ama milletin ağzı torba değil ki büzelim.
Dedikodunun bini bir para!
İddiaya göre meğer Yiğit Karaahmet yılbaşı gecesi tedarik ettiği kokaini yine ünlü bir gazetecinin evindeki geniş katılımlı partiye götürecekmiş. Son anda bir ihbar üzerine yakalanmış falan filan..
Bakar mısınız şu işe!
Deniz Seki gibi magazin dünyasının ünlülerinin kokain haberlerine alışık olan medya mahallesi Yiğit Karaahmet olayıyla sarsıldı tabi ki. Nasıl sarsılmayalım?
Hani bizim meslek biraz taze simit, biraz eski kaşar, iki bardak da sıcak çaydı? Hani iş yoğunluğundan sıyrılıp şöyle mahalle arası bir meyhanede iki tek atıp efkar dağıtmaktı. Hani gazeteci onuruyla namusuyla yaşar kimsenin uzattığı ihsana tenezzül etmezdi.
Gazetelere paraşütle indirilip yazar yapılan yeni yetmeler bizim mesleğin ahlakını da yerle bir etti. Artık geniş katılımlı karışık ev partileri, lüks mekanlarda bilmem kaç bin liraya yenen adını bile telaffuz edemediğimiz yemeklerle anılır oldu gazeteci milleti.
İÇKİ FİRMASININ SPONSORLUĞU
İşin daha da kötüsü gazeteci milletine yazdığı her iki yazının birinde etik dersi veren ünlü ve yeni yetme bir yazar evindeki yılbaşı partisine bir içki firmasını sponsor etmiş. Olay patlayınca mevzuyu evirdi çevirdi ama mızrak çuvala sığmadı.
Neymiş efendim o içki firmalarında çalışan dostları varmış. Partiye katılan bazı arkadaşları dolma, börek, kısır falan yapıp partiye getirirken onlar da çalıştıkları içki firmalarının raflarından (!) kaptıkları şişelerle partiye gelmişler falan.
CİHANGİR'DE UYUŞTURUCU PARTİSİ
Geçen hafta yaşanan bu tartışmalar beni bundan altı yıl öncesine götürdü. Büyük gazetelerden birinde çalışan gazeteci dostum beni Cihangir’deki evine çağırdı. “Başka arkadaşlar da gelecek” dedi. Ben de kırmayıp davete icabet ettim.
Boğaz manzaralı evde arkadaşım sevgilisiyle yaşıyordu. Birazdan arkadaş taifesi toplanmaya başladı. Altı yedi kişi olmuştuk. Aramızda davete eşleriyle katılanlar da vardı.
Neyse.. Yemekler yenildi, içkiler içildi.
Herkes biraz çakır keyif bir atmosferde sohbet ederken kapı çaldı. Apartmanın beşinci katı. Ev sahibi arkadaş hızlı bir şekilde kapıyı açtı. Kapıda dikilen genç adamdan küçük bir paket alıp bir miktar parayı gencin eline tutuşturduktan sonra teşekkür edip kapıyı kapattı.
Safım ya! Herhalde bakkal çırağı evde eksik olan bir şeyi getirdi diye düşündüm. Önemsemedim. Aradan yarım saat geçtikten sona baktım ev sahibi arkadaşımla başka bir gazetenin istihbarat servisinde polis adliye haberleri yapan başka bir arkadaş ortada görünmüyorlar.
UÇUŞ BAŞLADI
Balkonda neşeyle yiyip içen ekibi bırakıp evin içinde bizim elemanları aramaya başladım. Salona girdiğimde şok oldum. Bizim polis adliyeci acar gazeteci ile ev sahibi yazar arkadaş cigaralıkları sarıp, uçuşa geçmişler bile.
Ben ki içtiği bir biradan sonra bile büyük pişmanlık duyan birisiyim. Karşımda esrar çeken iki adam görünce dumur oldum. “Ne iş ya?” diyecek oldum. Ev sahibi arkadaşım oldukça rahat bir şekilde, “Moruk! Problem yok. Sıradan bir olay” diyerek anlatmaya başladı.
Meğer bizimki bu işin müptelasıymış. Öyle sokağa çıkıp mal aramıyormuş. Alo deyince kapısına servis yapıyorlarmış.
Biraz önce kapıya gelen de torbacıymış. Eve çağırdığı misafirlerine de ikram ediyormuş. Gazeteciler arasında esrar kullanımı oldukça yaygınmış. Bizim haberimiz yokmuş. Hayretten küçük dilimi yutacak gibi oldum. “Ulan! Bu ne pervasızlık. Herkesin yanında evde yapılır mı böyle şey” falan dediğimi hatırlıyorum.
Benim tepkili aşırı bulmuş olacaklar ki “Güldürme ya bizi” deyip bir de dalga geçtiler benimle.
Bir tatsızlık çıkarmadan sustum. Aklıma ihtimallerin en kötüsü geldi. Ya biri ihbar falan ederse, kapıya polisler dayanırsa halimiz nice olur diye içim içimi kemirdi. Allah’tan muhabbet erken bitti de dağıldık.
Evine gelen misafirlere esrar ikram eden arkadaşımla hala görüşüyorum ama ne zaman “Arkadaşlarla benim evde toplanacağız. Sen de gelsene” dediğinde güneş yüzü görmemiş yalanlar sıralayıp davetini kibarca reddediyorum.
Aman!Aman! Siz siz olun da benim düştüğüm duruma düşmeyin.
Arkadaş, dost davetlerine dikkat edin. Benden uyarması.
Taklaya gelmeyin!
CEVAHİR ÖZTÜRK / MEDYASAVAR





Yorum gönder