Anasayfa | ÖZEL HABER | ERGENEKON | Ergenekonvari dalga, malum çeteyi korku ve panik cehennemine sürükledi

Ergenekonvari dalga, malum çeteyi korku ve panik cehennemine sürükledi

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Ergenekonvari dalga, malum çeteyi korku ve panik cehennemine sürükledi

'Çıldırmış' Tuğçe'nin ruh haline yönelik analiz

Sana bir çift değil, bir düzine sözümüz var Tuğçe Tatari!

Türk medyası bugünlerde “Ergenekon dalgaları”ndan beter bir dalgayla sarsıldı. Medyada kokain paniği başladı.

Son dönemde yozlaşma, çeteleşme, çirkin ilişkiler dendiğinde akla hemen geliveren bir “tayfa” var. Merkezleri Nişantaşı-Teşvikiye hattı.  Medyada edindikleri köşeler ve güçle beraber ortalıkta deyim yerindeyse” terör” estiriyorlar.

İşte “Ergenekonvari” dalga, o tayfayı büyük bir korku ve panik cehenneminin içine sürükledi!

Gelin önce yaşananları kısaca bir özetleyelim. Sonra da “medya sitelerine bir çift sözüm” var diyen Akşam yazarı Tuğçe Tatari’ye bir çift değil bir düzine sözü biz söyleyelim.

Sözünü ettiğimiz tayfa, medyanın son dönemde yaşadığı ağır yozlaşmanın mimarı haline geldi.

Sürekli birbirlerinin kuyruğunda, dibinde, evinde hep beraberler. Ne yediklerini, ne içtiklerini, karıştırdıkları haltları milletin gözüne gözüne sokuyorlar. “Birlikte güçlüyüz” mantığıyla medyada kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımama, sürekli saldırma, çamur atma… Yani ne ararsanız var kısacası bunlarda…

Kimin eli kimin cebinde belli de değil..  Ortada bazı “akıl babaları” var. Birbirleriyle nasıl bir dayanışma içinde olduklarını kestirmek bile bazen güç oluyor. Yandaşlarına köşe yazdırma ve hatta köşelerini yazma bu çetenin en önemli stratejisi.

Ama ne olduysa yılbaşı gecesi oldu. O tayfaya “Ergenekonvari” bir dalga çarptı.

Ekibin has adamlarından Akşam yazarı Yiğit Karaahmet yılbaşı günü 105 gram kokainle tutuklandı ve Metris Cezaevi’ne kondu.

Bu haberin nasıl bir şok dalgası yarattığını, moralleri nasıl bozduğunu ve nasıl da bir paniğe neden olduğunu biz iyi biliyoruz.

Yiğit Karaahmet’le ilgili bu haber haliyle gündeme bomba gibi düştü. Haber ve medya siteleri anında gelişmeyi manşetlerine çektiler.

Medyasavar, önemli bir iddiayı olayın hemen ardından gündeme getirdi. Yiğit Karaahmet yılbaşı partisi için Oray Eğin’in evine mi gidiyordu?

İşte asıl panik bu haberden sonra başladı.

Medyasavar’ın o iddiasını MEDYAGÜNDEM de alıntılayınca haberden bir gün sonra ilginç bir e-mail aldık. Düşünün Oray Eğin’le ilgili bir iddiayı gündeme getiriyorsunuz, haberi yayından kaldırma talebi Tuğçe Tatari’nin avukatı Şeyda Yıldırım’dan geliyor.

Hemen “Oray Eğin’in avukatı Tuğçe Tatari mi?” diye yeni bir habere yer verdik. Bu haberimiz ses getirdi, pek çok internet sitesi hemen alıntı yaptı.

Sonra Cuma günü Sabah yazarı Sevilay Yükselir, “Medyada kokain paniği “başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı tam anlamıyla ortalığı karıştırdı. Yükselir, Yiğit Karaahmet’in arkadaşları için “Anlayacağınız ödleri b.... karışmış durumda” dedi.

“Öyle korkmuş, öyle korkmuşlar ki, söz konusu kokain meselesi ve iddialara ilişkin yazılar yazan medya sitelerine avukatları aracılığı ile mesaj gönderip, ‘Haberi kaldırın sitenizden... Yoksa size dava açarız’ filan diyorlarmış.” diyen Yükselir, MEDYAGÜNDEM’in başına gelen duruma da yazısında yer verdi.

Yazısında Yükselir önemli bir not düştü:

“Malum çeteye not: Sanmıyorum ama umarım bu son yaşadıklarınız size ders olur. Bir de bırakın panik olmayı da Metris'teki o kankanıza sahip çıkın. Çocuk perişan bir haldeymiş... Arkadaşlık kötü günde belli olur. Hastane ve hapishane ziyaretleri, destekleri asıl dostluğun gösterilmesi gereken yerlerdir. Bugün bunu gösteremeyecekseniz ne zaman göstereceksiniz?”

Sevilay Yükselir’in “insan olun”, “mert olun”, “arkadaşınıza sahip çıkın” mesajı anında adresine ulaştı.

Ve bugün Sevilay Yükselir yazısına, nasıl bir panik yaşandığını gözler önüne seren bir tepki geldi.

Akşam yazarı Tuğçe Tatari “Ah Yiğit ah” başlıklı bir yazı yazdı.

Yazı o kadar çok çelişki, yanlış ve yalan bilgiyle dolu ki…

Öncelikle bir noktanın altını çizmemiz gerekiyor. Tatari’nin yazısının adreslerinden biri de MEDYAGÜNDEM.

Tatari bizim gibi internet sitelerine “korsan” suçlaması getirmiş.

Tuğçe Tatari işte bu noktada yaş tahtaya bastı! Ne korsanız, ne de bizi kimse kullanıyor!

Şimdi Tatari’nin yazısının şifrelerini çözelim.

Diyorsun ki, “Yılbaşından birkaç gün  önce aldım haberi. Ancak detay öğrenemedim. Gelen bilgi köşe yazarı Yiğit Karaahmet'in gözaltına alındığı bilgisiydi.”

Yiğit Karaahmet yılbaşı günü gözaltına alındı. Bu bilgiyi gazetendeki bir polis muhabirine sorsan anında söylerdi.

Sana bir delil daha:

Yiğit Karaahmet Twitter’daki sayfasına en son ne zaman yazdı biliyor musun?

30 Aralık günü. Yani senin iddia ettiğin gibi yılbaşından birkaç gün önce tutuklanan bir adam Twitter’ına herhalde emniyetteki hücreden yazmış olamaz değil mi?

Al ne yazdığını da burada zikredelim. Bir gazeteci arkadaşına, “Les Ottomans'ta verilen kıyafet partisi bu yıl mıydı? Eğer öyleyse mutlaka Ahu Aysal” dedi.

Şimdi soruyoruz: Neden arkadaşınız yılbaşından birkaç gün önce gözaltına alındı yalanını bile bile yazdın. Bu neyi örtme çabası? Ya da neyin paniği?

“Ben Yiğit'i bir senedir tanıyorum. Sanırım 10'dan fazla bir araya gelmişliğim yoktur.” diyorsun.

Sizin her buluşmalarınızın önemli adamı Yiğit Karaahmet’i neden hemen dışlama faaliyeti içine girdiniz?  Sizi Twitter’da yazdıklarınız ele veriyor. Şöyle bir taradık. Yazışmalarınız, aranızdaki samimiyeti göstermeye yetip de artıyor bile. Hadi yine Twitter yazışmalarınızdan örnekler verelim:

Yiğit Karaahmet sana 13 Aralık günü, “Ne kadar sarhoş olsam da görmedim sanma. Dün gece seni partiden apar topar kaçıran o iki uzun boylu adam kimdi? Derhal açıkla.” yazmış.

12 Aralık günü sen Yiğit Karaahmet’e, “Tatlım Dedeman ailesinin fendi seni yendi. İnanmazsın ama Nazire Dedeman'la aynı gün doğmuşsun. Erken kaçabilirsem gelicem.” diye yazmışsın.

6 Aralık günü de “Seni seviyorum” notu düşmüşsün Yiğit Karaahmet’in “twit”ine!

Fazla söze gerek yok sanırım.

Sevilay Yükselir’in “Arkadaşınızı niye sahipsiz bıraktınız?” çağrısına yanıt vermeye çalışmışsın belli, bir panikle.  Arkadaşları kitap yollamış, sen de bir not defteri göndermişsin cezaevine. Tebrikler! Yani arkadaşınıza nihayet sahip çıktınız…

Şimdi yazının geneline bakınca üslupla ilgili insanın zihnini tırmalayan bir durum dikkat çekiyor.

Sanki bu yazıyı yazan Tuğçe Tatari değil de Yiğit Karaahmet’ten yaşça ve tecrübe itibariyle büyükçe bir “abi”.  Tuğçe Tatari’nin yaşını da biliyoruz, “Seni seviyorum” dediği kankasına neden şimdi böyle “ders verme”, “ağabeylik eder gibi konuşma” üslubu takındı?  Yiğit Karaahmet cezaevine düşünce şimdi “genç adam” mı oldu? Sürekli hata yapmış genç bir adam sözleri falan…

Sevilay Yükselir ile ilgili ithamlarına Sabah yazarı elbette bir yanıt verecektir ama… Sakın MEDYAGÜNDEM’i birilerinin kullandığı, “korsan” yayın yapan bir site olarak itham etme Tuğçe Tatari.. Hem de sakın bu hatayı yapma…

O abilerine sor, sana kim olduğumuzu hemen söylerler. Zaten söylemişlerdir de!  Sakın bize iftira atmaya kalkma! Altında kalırsın…

Medya sitelerine bir çift sözün varmış ama Medyatava’nın yeri ayrıymış!

Ayrı olur elbette.

Peki sana bir soru? Kim bu “kadın”? Twitter’daki senin tayfanın sürekli diline doladığı “kadın” kod adlı “ajan” kim? Aynı zamanda Medyatava yazarı.  Aynı zamanda senin de kankan!

O yüzden mi Medyatava şerefli yayın yapar ama diğerleri şerefsiz!


Bu arada Oray Eğin 4 Ocak günü Twitter'da "Bugün beni yoran şeyler: Şahnaz'ın şuursuzluğu, Kadın'ın gevezeliği" diye yazdı. O "kadın" acaba ne gevezelik etti?

Asıl yazının son bölümü...  “Bir çift söz de 'abi'ye” demişsin.


Hıncal Uluç Oray Eğin’in evindeki yılbaşına partisiyle ilgili, “15 dakika durdum, sonra çıktım” dediği için mi böyle yazdın? Peki niye? 15 dakika kalıp çıktığını söylemesi sizi niye rahatsız etti? “Abi gibi davran” diyorsun Hıncal Uluç’a. Ne deseydi böyle yazmayacaktın? İnsan niye böyle yazar?

Ortada bir suç varsa o suçu itiraf edene suçu işleyenler kötü gözle bakar ya! Sanki o psikoloji... Yani itirafçıya, konuşana, “ötene” diş bileme hali… Örgütlerde olur böyle… İtirafçı satıcıdır, dönektir!

Sen de Uluç için “Dostum dediğin insanları bir anda satarsan..”  demişsin.

“Satış” bu işin neresinde? Daha açık yazsaydın ya Tatari!..

 MEDYAGÜNDEM

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Etiket:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0