Babıalî’nin postalcı puştları
"Günlerdir, aylardır ‘hükümetle cemaat arasında şöyle çatlak var, böyle patlak var..’ deyip tırnaklarını birbirine sürten adamların haline bakın.. Hepsinde bir popo korkusu var... Ve o ses şimdi çok daha rahat duyuluyor; “Yusuf.., yusuf !!..”
Yusuf, yusuf !...
Aradan 15 yıl geçmiş... 28 Şubat, namı diğer postmodern darbe her ‘seneidevriyesi’nde öyle ya da böyle eleştirilmiş, tepkiler dile getirilmişti...
Ama geçtiğimiz 28 Şubat, diğerlerinden çok daha farklıydı..
28 Şubat darbesi ilk defa masaya yatırıldı... Sürecin kodları ilk defa deşifre edildi.. Görsel ve yazılı medya kendini sorguluyor, ve ilk defa ‘kim suçlu, kim suçsuz’ tartışması yapıldı...
Şunu anlıyoruz ki, artık bu ülkede makus talihi eleştirmek, geçmişi ‘vah, vah’ ile anmak kimseyi tatmin etmiyor.. Bu ülke artık hemen her konuda geçmişiyle yüzleşmek istiyor...
Bundan sonra böyle!..
Zira 12 Eylül’ün yargılanma süreci başladı... Ergenekoncu, Balyozcu ve dahi darbe planlayıcıları hesap veriyor... Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ terör örgütü lideri olmakla suçlanan tutuklu bir sanık.. Büyükanıt 27 Nisan Muhtırası ile ilgili olarak bügün ifade verecek...
Ee, ‘demokrasiye bin yıl süreli balans ayarı çeken’ 28 Şubat postmodern darbenin komutanları hesap vermeyecekler mi?..
Elbette verecekler...
Sadece onlar değil, darbenin baş aktörlerinden biri olan, hatta en önemli ayağı sayılan ‘medya’ da hesap verecek...
İşte geçtiğimiz 28 Şubat’ta her zamankinden farklı olarak postmodern darbenin çok daha yüksek sesle tartışılmasının sebebi bu...
Herkes birbirine soruyor...
Kimden başlanacak, sıra kime gelecek?...
Babıalî’nin bazı postalcı puştları o bildik tanıdık savunma refleksiyle aynı bahaneleri öne sürmeye devam ediyorlar:
“Siyasiler de çok kaşınmış canım...Ağır tahrik varmış.. Siyasiler askeri kışkırtmasalar’mış!. Kışkırtılınca demokrasiye tecavüz eden bir ordumuz var.. N’apalım yani?!..”
Yani, yazar, aydın, entelektüel geçinen o kaşalotlar kısaca şunu diyorlar; ‘Mevzubahis Kemalizm’in bekası ise, tecavüz kaçınılmazdır!..’
Lakin bunlar küçük bir kesim.. Şimdi çoğu 28 Şubat’a karşı... Acayip demokrat oldular..
Hatta bazı şavalaklar işi bayağı abartıp 28 Şubat’a lanet okuyorlar!..
Neden?.. Efendim 28 Şubat süreci AK Parti’yi doğurmuş.. ‘Hay bin postmodern darbe!.’ymiş.. ( ‘Bin’ mi?.. Ulan yoksa kızıyorum ayağına ‘bin yıl sürecek’ mesajı mıydı bu?!..)
Herneyse, zamanında postmodern darbeyi desteklemiş ve hatta süreçte görev almış bir çok medya mensubu bugün ne halt edeceğini bilemiyor..
Zira şurası bir gerçek ki, bu ülke 28 Şubat’la yüzleşecek..
28 Şubat’ın deşifre edilen her kodu medyada bir ‘ah’ sesi çıkartıyor...
Bir yanda, Özkök ile Çölaşan ‘kim daha çok darbeci’ tartışması yapıyor...
Bir kısmı timsah gözyaşları döküyor...
Bir kısmı günah çıkartıyor...
Önemli bir kısım da birbirini suçluyor..
Medya patronu da kanal kanal gezip ‘kim şerefli gazeteci kim değil !.’ onu tespit ediyor..
Bak şu Allah’ın işine!..
Günlerdir, aylardır ‘hükümetle cemaat arasında şöyle çatlak var, böyle patlak var..’ deyip tırnaklarını birbirine sürten adamların haline bakın..
‘28 Şubat’ın hesabını ödetirler mi acaba’ endişesiyle birbirilerin yiyorlar... Hepsinde bir popo korkusu var...
Dediğim gibi, bu 28 Şubat, çok daha yüksek sesle tartışıldı..
Ve o ses şimdi çok daha rahat duyuluyor;
“Yusuf.., yusuf !!..”
Hikmet GENÇ / Star





Yorum gönder