MEDYASAVAR: Üzerine yıldızlar yağsın İlhanabi! Üzerine yıldızlar yağsın İlhanabi! ================================================================================ editor editor on 21/06/2010 15:44:00 Cankat Turhan, Arapça'ya atfen 'zınısım adnıkraf ninekilheT' kampanyasının mucidi olan İlhan Selçuk'a, onun jargonuyla 'Allah rahmet eylesin' dedi... Cankat Turhan, İlhan Selçuk’un ölümünü değerlendirdi “ÜZERİNE YILDIZLAR YAĞSIN” Elindeki cumhuriyet gazetesi tam bir silahtı onun için. TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ adlı bir kampanya başlattı Ergenekon darbecilerine destek için. Subaylar genciyle yaşlısıyla hep onun başında bulunduğu Cumhuriyet gazetesi sayesinde rahatsızlandı. Darbe zemini hazırlayacak kitlesel desteği sağlayacak Cumhuriyet mitinglerine bir siyasal parti gibi destek verdi. CANKAT TURHAN Ölenlerin ardından iyi konuşulur İslam dininde. Gerçi bütün dinlerde böyledir bu. Yukarıdaki başlığı da, yani “Üzerine yıldızlar yağsın” temennisini de İlhan Selçuk’un yakınlarını memnun etsin diye yazdım. Açıkçası “Allah rahmet eylesin” dersem, yanlış anlaşılırım endişesini de taşımıyor değilim. Laikçi, ulusalcı kesim son yıllarda ağızlarına Allah’ın adını almamak, “rahmet” dememek için bu tür deyimleri icat ettiler. “Üzerine yıldızlar yağsın” ya da “Işıklar içinde yatsın” gibi. Neyse, kendileri bilir, kendileri söylerler. İlhan Selçuk şimdi Hacıbektaş Veli’nin yakınında bir yere gömülecekmiş. Alevi olduğunu sanmıyorum, Bektaşi olabilir kendileri. Bir yerde de okumuştum, vasiyeti oraya gömülmekmiş. Gerçi annesinin Ermeni olduğunu, dayısı Kirkor bey 1971 darbesinde annesini cezaevine ziyarete getirdiğinde onları sert bir şekilde bir daha gelmemeleri için uyardığını yazanlar oldu ama o bunu hiç reddetmedi. Ermeni bir anne neden saklanır ki. Türkçülük ideolojisiyle ilişkilendirilebilir mi? Kimbilir… İlhan Selçuk sadece Cumhuriyet gazetesinin değil Türkiye’nin de son 50 yılına adını yazdırmış önemli isimlerden biri aslında. Gazetecilik hayatına atıldığından beri hep kendince formüle ettiği, “sol” bir askeri darbe yapmak istedi. 9 Mart 1971’de bunu denedi ve başarısız oldu, 12 Eylül 1980’den umutlandı ama hayal kırıklığına uğradı. Onu memnun eden tek darbe, 28 Şubat post-modern darbesiydi ama sonuçta iktidar yine de tam olarak ele geçirilmiş değildi. İlhan Selçuk’un darbe iktidarı ile istediği “Atatürk devrimlerine” en Ortodoks biçimde devam etmek, pozitivist bir anlayışı hem toplumsal hayatta, hem de eğitimde hâkim kılmaktı. Her darbe teşebbüsünde sol kökenli olmayan komutanlar ve subaylar olayı fark edip bunlara karşı darbe yaptıklarından bu tepişmede olan gerçekten “sol” oldu ve 12 Eylül 80 darbesiyle sol’un üzerinden adeta bir silindir gibi geçildi. Oysa 1980 öncesinde solcu öğrenciler sırf ellerinde Cumhuriyet gazetesi taşıdıkları için okullarına girememişler, üzerlerine satırlarla saldırılmıştı. Aynı İlhan Selçuk daha sonra o satırlarla saldıranlara yakınlaşmış, MHP iktidarını destekleyip CHP’ye de bu partiyle koalisyon yapmasını önermişti. Bu maya tutmuş olmalı ki laikçi-ulusalcı medya şimdi bu ittifakın ham hayali peşinde. 6-7 yıl önce, Ergenekon’la yeni bir fırsat daha doğmuştu. Yenilen pehlivan güreşe doymuyordu. İlhan Selçuk yine kıyısından bucağından bu işe bulaştı. Elindeki Cumhuriyet gazetesi tam bir silahtı onun için. TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ adlı bir kampanya başlattı Ergenekon darbecilerine destek için. Subaylar, genciyle yaşlısıyla hep onun başında bulunduğu Cumhuriyet gazetesi sayesinde rahatsızlandı. Darbe zemini için kitlesel desteği sağlayacak Cumhuriyet mitinglerine bir siyasal parti gibi destek verdi. Bunun için yalnızca gazetesini değil, diğer etkili olduğu tüm gazete yöneticilerini de teyakkuza geçirdi. Ama işler yine sarpa sardı, bu hevesi de kursağında kaldı İlhan Selçuk’un. Gözaltına alındıktan sonra rahatsızlandı, kendine gelemedi bir türlü. Taraftarları hastalanınca için için dua ettiler “Ah bir ölse de biz de büyük bir miting ile yeri göğü oynatsak, orduyu da darbe için biraz olsun kımıldatsak” diye. Ama İlhan Selçuk ölmedi. Üstelik hasta yatağında Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya’ya söyledikleriyle adeta cumhuriyet okurları için hayal kırıklığı yarattı. Mesela “Türkiye’de şeriat tehlikesi filan artık yok” dedi. Türkiye’nin geliştiğini söyledi. Ergenekon davalarıyla ilgili görece daha objektif konuşmaya başladı. İlginç olan şu ki konuştuğu tek kişi olan Hikmet Çetinkaya katıldığı televizyon programlarında Ergenekon’un dibine kadar soruşturulmasını, suçluların gereken cezayı almasını istedi. İlhan Selçuk’un ölümü ile birlikte artık bir dönem bitti Cumhuriyet’te. İsterseniz bu lafımı bir metafor olarak da algılayabilirsiniz. Bakalım yeni gelenler gideni aratacaklar mı?